Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
İnsan hayatının üç büyük ve birbirinden ayrılmaz derdini yalın bir nakaratla söyleyen kısa, çarpıcı koşma.
- 1
Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Günümüz Türkçesi +
1Yolun sonunda o kara mezar taşına vardım.
2Beni yakınlarıma ve kardeşlerime hasret bıraktın; kanlı gözyaşının sebebi ayrılık, yoksulluk ve ölümdür.
- 2
Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Günümüz Türkçesi +
1Bu dertler birçok sultanı tahtından indirdi.
2Nice insanın gül yüzünü soldurdu ve nicelerini dönüşsüz yola gönderdi.
Dörtlük yorumu +
Taht da servet de bu üçlü karşısında koruma sağlamıyor. Sultanla yoksul aynı dizede eşitlenirken iktidarın ne kadar geçici olduğu sertçe hissediliyor.
- 3
Karac’oğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Günümüz Türkçesi +
1Karacaoğlan der ki: Öyle bir yere kondum ki artık göçmek mümkün değil.
2Ecel şerbeti acıdır; üç derdim de birbirinden ayrılamaz.
Dörtlük yorumu +
Göçebe hayatın “konmak” sözü burada son durağa varıyor: Öyle bir konak ki yeniden göçmek mümkün değil. Nakarat artık türkü tekrarı değil, değişmeyecek son hüküm.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak’taki 140683 numaralı sürüm esas alındı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Dörtlük yorumu +
Yolun sonunda görünen “kara taş” mezarı sessizce sahneye getiriyor. Ardından nakarat kişisel gözyaşını herkesin tanıdığı üç büyük derde bağlıyor: ayrılık, yoksulluk ve ölüm.