Âvâzeyi bu ‘âleme Dâvûd gibi sal
İnsandan geriye hoş bir ses kalacağını söyleyen ünlü beyti; güzelliğin hükümdarlığı, sevgilinin eşiği ve aşk esareti çevresinde kuran beş beyitlik tam gazel.
- 1
Zülf-i siyâhı sâye-i perr-i hümâ imiş
İklîm-i hüsne anuñ içün pâdişâ imiş
Günümüz Türkçesi +
1Sevgilinin siyah saçı Hümâ kuşunun kanat gölgesiymiş.
2Bu yüzden güzellik ülkesinin hükümdarı olmuş.
- 2
Bir secde ile kıldı ruh-ı âfıtâbı zer
Hâk-i cenâb-ı dûst ‘aceb kîmyâ imiş
Günümüz Türkçesi +
1Güneş yüzünü bir kez yere koyunca altına dönüştü.
2Demek sevgilinin eşiğinin toprağı ne şaşırtıcı bir iksirmiş.
Beyit yorumu +
Güneşin sarı rengi, sevgilinin kapısında yaptığı secdenin sonucu olarak yeniden açıklanır. Eşik toprağı değersiz maddeyi altına çeviren simya taşıdır; fakat dönüşen şey zaten gökteki en parlak varlıktır. Böylece sevgilinin üstünlüğü kozmik ölçüye çıkar.
- 3
Âvâzeyi bu ‘âleme Dâvûd gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
Günümüz Türkçesi +
1Sesini bu dünyaya Davud gibi güçlü ve güzel biçimde duyur.
2Çünkü bu gök kubbenin altında kalıcı olan yalnız hoş bir sedadır.
Beyit yorumu +
Hz. Davud’un güzel sesine yapılan gönderme, şiiri bir ün ve eser bırakma çağrısına dönüştürür. ‘Bâkî’ hem kalıcı olanı hem şairin adını söyler: Beden ve makam geçerken iyi söz, söyleyenin adını ses olarak yaşatır.
- 4
Görmez cihânı gözlerümüz yâri görmese
Mir’ât-ı hüsni var ise ‘âlem-nümâ imiş
Günümüz Türkçesi +
1Gözlerimiz sevgiliyi görmese dünyayı da göremez.
2Eğer güzelliği gösteren bir ayna varsa, bütün âlemi gösteren ayna odur.
Beyit yorumu +
Sevgili görmenin nesnesi olmaktan çıkar, görmenin şartına dönüşür. ‘Âlem-nümâ’ her şeyi gösterdiğine inanılan aynayı çağırırken gözün dünyayı sevgilinin güzelliği içinden anlamlandırdığını söyler.
- 5
Zülfüñ esîri Bâkî-i bî-çâre dûstum
Bir mübtelâ-yı bend-i kemend-i belâ imiş
Günümüz Türkçesi +
1Dostum, çaresiz Bâkî senin saçının esiridir.
2Meğer bela kemendinin bağına tutulmuş bir düşkünmüş.
Beyit yorumu +
İlk beyitte hükümdarlık veren saç, son beyitte kement olup şairi bağlar. Böylece gazelin saltanat imgesi kişisel esarete kapanır; kalıcı ses bırakmayı öğütleyen güçlü şair, aşk karşısında kendi çaresizliğini de saklamaz.
Metnin kaynağı
Sabahattin Küçük neşrindeki Bâkî Dîvânı’nın 218 numaralı gazeli (PDF s. 172–173) esas alındı. İnternette zaman zaman Kanûnî Mersiyesiyle karıştırılan ‘hoş sadâ’ beyti, ait olduğu tam gazel içinde sunuldu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Beyit yorumu +
Hümâ’nın gölgesi kimin üzerine düşerse onun hükümdar olacağına inanılır. Sevgilinin saçı bu kutlu gölgeye dönüşünce güzelliği yalnız görünüş değil saltanat hakkı kazanır; siyah saç, aydınlık bir ikbal kaynağı olur.