Bir garip ölmüş diyeler
Gurbeti bir yer uzaklığından çok anlaşılmama ve geç fark edilme duygusu olarak kuran; ‘bir garip ölmüş diyeler’ dörtlüğüyle hafızaya yerleşen ilahi.
- 1
Aceb şu yerde var m’ola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı gözü yaşlı
Şöyle garip bencileyin
Günümüz Türkçesi +
1Acaba burada benim gibi
2böylesine yalnız bir garip daha var mıdır?
3Yüreği yaralı, gözleri yaşlı
4benim gibi bir garip var mıdır?
- 2
Gezdim Urum ile Şam’ı
Yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım
Şöyle garip bencileyin
Günümüz Türkçesi +
1Anadolu’yu ve Şam diyarını gezdim.
2Kuzeydeki, uzaktaki bütün memleketleri dolaştım.
3Çok aradım ama
4benim gibi bir garip bulamadım.
Dörtlük yorumu +
Coğrafya büyüdükçe yalnızlık azalmak yerine kesinleşiyor. Yolculuk, şaire bir yoldaş kazandırmıyor; aksine kendi benzersiz gurbetini kanıtlıyor. Haritadaki mesafe, iç dünyadaki uzaklığın ölçüsüne dönüşüyor.
- 3
Kimseler garip olmasın
Hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler olmasın
Şöyle garip bencileyin
Günümüz Türkçesi +
1Hiç kimse gurbette ve yalnız kalmasın.
2Özlem ateşiyle yanmasın.
3Efendim, hiç kimse
4benim gibi garip olmasın.
Dörtlük yorumu +
Yunus kendi acısını başkasına dilemez. Bu, şiiri yalnız bir ağıt olmaktan çıkaran ahlâkî dönüş: Acı insanı dünyaya küstürmüyor, başkalarını aynı ateşten koruma isteğine dönüştürüyor.
- 4
Söyler dilim ağlar gözüm
Gariplere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım
Şöyle garip bencileyin
Günümüz Türkçesi +
1Dilim söylerken gözüm ağlıyor.
2İçim bütün garipler için sızlıyor.
3Belki gökteki yıldızım bile
4benim gibi yalnız bir gariptir.
Dörtlük yorumu +
Ses ile gözyaşı aynı anda çalışıyor: Dil acıyı anlatırken beden onu saklayamıyor. Yıldız benzetmesi, uzaklık duygusunu göğe kadar taşıyor; ışığı görülse de kendisine ulaşılamayan yıldız, garibin en sessiz yoldaşı oluyor.
- 5
Niçe bu dert ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meğer ki sinimde bulam
Şöyle garip bencileyin
Günümüz Türkçesi +
1Bu dertle daha ne kadar yanayım?
2Bir gün ecelim gelip öleceğim.
3Belki ancak mezarımda
4benim gibi bir garibe rastlarım.
Dörtlük yorumu +
Aranan benzer, yaşayanlar arasında bulunamayınca mezara erteleniyor. Ölüm burada yalnız son değil, anlaşılma ihtimalinin son adresi; bu yüzden dörtlüğün karanlığı ölümden çok hayat boyunca karşılık bulamamaktan geliyor.
- 6
Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin
Günümüz Türkçesi +
1‘Bir kimsesiz ölmüş’ desinler.
2Ölümünü ancak üç gün sonra duysunlar.
3Bedenini soğuk suyla yıkasınlar:
4Benim gibi bir garibin sonu böyle olsun.
Dörtlük yorumu +
Şiirin hafızaya kazınan sahnesinde asıl sarsıcı olan ölümün kendisi değil, haberin üç gün gecikmesidir. İnsan kalabalığından öylesine kopulmuştur ki yokluğu hemen fark edilmez; soğuk su bu toplumsal soğukluğu da hissettirir.
- 7
Hey Emre’m Yunus bîçâre
Bulunmaz derdine çâre
Var imdi gez şardan şara
Şöyle garip bencileyin
Günümüz Türkçesi +
1Ey çaresiz Yunus Emre!
2Senin bu derdine bir çare bulunmaz.
3Şimdi kalk, şehirden şehre dolaş
4ve kendi gibi garibi aramayı sürdür.
Dörtlük yorumu +
Final bir teselli sunmuyor; Yunus kendisine yeniden yola çıkmasını söylüyor. Çaresizlik hareketsizliğe değil dolaşmaya dönüşüyor. Belki aranan kişi bulunmayacak, fakat arayış garibin dünyayla bağını tamamen koparmasını engelliyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak’taki 153395 numaralı ‘Şöyle Garip Bencileyin’ sürümü esas alındı. Sayfa, Mustafa Tatcı’nın 2018 yayınına dayanan metni aktarır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Dörtlük yorumu +
Şiir bir iddia değil soruyla başlıyor: ‘Benim gibi biri var mı?’ Gariplik yalnız kalabalıktan uzak olmak değil, acısını anlayacak bir benzer bulamamaktır. Bağırdaki yara görünmez; onu ele veren yalnız gözyaşıdır.